Basında Biz

profile image

Eğitim sistemdeki sorunların tartışıldığı oturumlarda, farklı bakış açıları ve çözüm önerileri sunuldu. Okullara yeni bir sosyal düzen getirilmesi gerektiğini söyleyen Başkent Üniversitesinden Prof. Dr. Servet Özdemir, farklı düşünen, yaratan, üreten, rekabet edebilen, eleştirel bakabilen ve problem çözebilen çocuklar yetirilmesinin önemine dikkat çekti. Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden Bekir Gür ise, PISA sıralamalarında alt sırada yer almamızın nedenlerini her okula sınavla yerleştirilen öğrenciler olduğunu ve bunun eski haline dönüştürülmesinin başarı oranlarını etkileyeceğini kaydetti.
STEM & Makers Fest, halkın bilim ve teknoloji ile etkileşime girmesine imkan sağlayan çok yönlü bir etkinlik. Bu tür festivaller bilime ilgi duyan, hayal gücü ve yaratıcılığını kullanarak inovasyon yapan ve girişimci ruha sahip bireyler yetiştirmeye katkı sağlıyor. Yapılan etkinlik hakkında Hacettepe Üniversitesi STEM & Maker Lab Başkanı Doç. Dr. Gültekin Çakmakçı ile konuştum.

STEM Eğitimi nedir?

Bilimsel bilgi ve teknolojiyi sadece tüketen değil aynı zamanda bunları üreten bireylere ihtiyacımız var.
Türkiye’nin bilimsel araştırma ve teknolojik gelişme kapasitesini, sosyoekonomik kalkınmasını ve diğer ülkelerle rekabet gücünü artırabilmesi için özellikle öğrencilerin genç yaşlarda bilim ve mühendislik uygulamalarını deneyimlemelerine imkan sağlanmalıdır. Disiplinlerarası veya disiplinler ötesi bir Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik (STEM) eğitimi ve maker hareketi bu anlamda önem kazanıyor.
STEM eğitimi dünyada ve Türkiye’de farklı şekilde yorumlanıyor. Bunların ortak özellikleri, farklı STEM alanlarındaki kavram ve becerilerin birbiriyle ilişkilendirilmesidir. Bu yöntemin, gerçek hayattaki bir probleme veya olaya uygulanmasıyla, öğrencilerin daha iyi öğrenmesini sağlar.
ABD’deki çoğu eyalette uygulanan Gelecek Nesil Bilim Standartlarında (NGSS) fen dersleri öğretilirken, farklı STEM alanları ile daha derin ilişkilerin kurulması sağlanıyor. Bilimsel bilginin özelliklerinin (science practices) yanında mühendislik uygulamalarının da (engineering practices) bu sürece katkısı oluyor.
2017 Eylül ayında uygulamaya konulacak olan 3. ve 5. sınıf Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programında mühendislik uygulamaları, inovasyon ve girişimcilik konuları da yer alıyor. Kimya Mühendisliği pratiği yapmış biri olarak bu öğelerin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Herkesin mühendis olması gerekmiyor fakat temel mühendislik ve tasarım becerilerine sahip girişimci bireylere ülkemizin ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle maker hareketini çok önemsiyorum.

Maker nedir?

Maker; hayal eden, hayallerini gerçekleştirmek için düşünen, tasarlayan, tasarımlarını gerçekleştiren, üreten ve bunları paylaşan bireyler demektir. Maker hareketi de insanlara düşündükleri tasarımları gerçekleştirme imkanı sunar; sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten ve inovasyon yapan bir toplum oluşturmayı hedefler.

Endüstri 4.0 nedir? Eğitim politikaları ile nasıl ilişkileri vardır?

Hacettepe Üniversitesi, TÜBİTAK ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile gerçekleştirmiş olduğumuz STEM & Makers festivalimizin bu yılki teması “Girişimci ve İnovatif Türkiye için Endüstri 4.0” idi.

1. Endüstri devrimi (18. Yüzyılın sonları), su ve buhar enerjili mekanik üretim tesislerinin devreye girişi.
2. Endüstri devrimi (20. Yüzyılın başlangıcı), iş bölümüne dayalı elektrik enerjili kitlesel üretimin devreye girişi.
3. Endüstri devrimi (1970’lerin başı), imalatın otomosyonunu ileri safhalara taşımayı başaran elektronik ve bilgi teknolojilerinin devreye girişi.
4. Endüstri devrimi (2000’li yıllar), siber-fiziksel sistemlere dayalı üretimin devreye girişi olarak özetlenebilir.

Endüstri 4.0 için “yeni sürüm” eğitim politikalarına ihtiyacımız var!

İlk Endüstri Devriminden bu yana daha fazla STEM iş gücüne ihtiyaç olduğu farklı dönemlerde hep gündeme geldi. Mevcut durumda ülkemizde bazı STEM alanlarındaki işgücü için yeterince iş alanı olmadığı veya iş dünyasının istediği nitelikte iş gücü olmadığı görüldü. Ülkemizde STEM iş gücüne olan ihtiyaç ve STEM eğitiminin gerekliliği konusunda özellikle iş dünyasından çok fazla talep var. Buna rağmen STEM eğitiminin kalitesinin arttırılması konusunda hem devlet hem de özel sektörün daha fazla çaba harcaması gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı eyaletlerde uygulanan Gelecek Nesil Bilim Standartlarının (NGSS) Carnegie Corporation of New York, GE Foundation, Noyce Foundation, Cisco Foundation, DuPont gibi vakıf ve firmalar ve devlet tarafından fonlandığı unutulmamalıdır. Ülkemizdeki iş dünyasının da eğitim konusunda benzer açılımları yapmaları çok önemlidir. Aslında mesele dünya ile rekabet için Endüstri 4.0 açılımı ile STEM iş gücünün artırılması olduğu kadar STEM eğitiminin kalitesinin de arttırılmasıdır.

Neden böyle bir etkinlik düzenliyorsunuz?

STEM & Makers Festivaline katılan öğretmen ve okullar iyi uygulama örneklerini birbirleri ile paylaşıyor. Bu yaklaşımı artırmak için öğretmen eğitimini ihmal etmemek gerekiyor. Çünkü en önemli faktörlerden biri öğretmendir. Türkiye’de ilk kez 2015 yılında düzenlediğimiz ve her yıl düzenli olarak yapmakta olduğumuz STEM & Makers Fest/Expo Türkiye ile tüm paydaşlar bir araya gelerek geleceğin eğitim sistemlerini ve uygulamalarını tartışarak örnek uygulamaları paylaşmaları sağlanıyor. Bu yılki etkinlikte 200 farklı atölye ve konuşmaya neredeyse Türkiye’nin tüm illerinden her yaştan farklı gruplar katıldı. Seneye yapacağımız etkinliğin teması Tasarım odaklı olacak.

CNNTürk

profile image

Halk arasında “kendin yap (DIY: Do It Yourself)” olarak bilinen yaklaşıma bilim, teknoloji, mühendislik, tasarım ve diğer alanların entegrasyonu ile maker kültürü yaygınlaşıyor. Özellikle Maker Media’nın CEO’su Dale Dougherty, maker ruhunun yaygınlaşmasına öncülük eden kişiler arasında bulunuyor. Maker; düşünen, hayal eden, problemi veya ihtiyacı tanımlayan, tasarlayan, tasarımlarını üreterek hayata geçiren ve bunları paylaşan bireydir. Maker ekosistemi, insanlara düşündükleri tasarımları hayata geçirme imkânı sunar, benzer amaçtaki diğer makerlarla işbirliği yapmayı; sadece bilgi ve teknolojiyi tüketen değil aynı zamanda inovasyon ruhuna sahip üreten bir toplum oluşturmayı hedefler. Açık kaynak ve ücretsiz yazılımların yaygınlaşması, teknolojik ürünlerin kısmen herkesin alabileceği düzeyde ucuzlaması ve internet kullanımının artması gibi teknolojik gelişmeler maker kültürünün yaygınlaşmasını tetikledi.

Eğitimin Her Kademesinde Desteklenmeli

Çocukların merakı, hayal gücü ve yaratıcılıkları oldukça geniştir. Her çocuk aslında bir ‘maker’dır. Fakat Helen Buckley’in o bildik ‘Küçük Çoçuk’ şiirinde de vurgulandığı gibi çoğunlukla formal eğitimin standart yapısı zamanla çocukların bu heyecan, merak, keşfetme, yaratıcılık ve öğrenme motivasyonunu azaltabiliyor.Örneğin, maker ekosisteminde sürdürülebilir bir içsel motivasyon baskınken formal eğitim ortamında çoğunlukla dışsal motivasyon baskın oluyor. İçsel motivasyonla birey bir eylemi veya projeyi kendi istediği için yaparken, dışsal motivasyonla bir eylemi veya projeyi başkası istediği için yapar.

Maker kültüründe itici güç bireyin merak ettiği bir problemi çözmesi veya üretimi sevme hazzı ve mutluluğu yatarken, dışsal motivasyon bazlı bir kültürdeyse para kazanmak ya da yüksek not almak gibi teşvikler itici güç olabiliyor. Çoğu start-up genelde bu içsel motivasyon ve üretme tutkusuyla yola başlarken ilerleyen zamanda firma büyüdüğünde ekonomik kazanç cazibesi bu tutkunun yerine geçebiliyor. Maker çoğunlukla kendi tanımladığı problem sonucunda oluşturduğu ürüne değer kazandırma anlayışını benimserken, iş dünyasındaki bir mühendis veya bireyse çoğunlukla başkaları tarafından ileri sürülen problemlere çözüm üretmeyi veya (ekonomik) değer kazandırmayı amaçlıyor. Çocukların bu maker tabiatı eğitimin her kademesinde desteklenmeli ve cesaretlendirilmeli. Çocukların sınırsız hayal gücü ve merakıyla şekillenecek bu ekosistem yıkıcı inovasyon dalyası yaratacaktır.

İnovasyona Dayalı Girişimcilik Ekosistemi Oluşturma

Maker eğitimi sadece K-12 ve üniversiteler için önemli değil. Ülkemizde lise mezunlarının yaklaşık yüzde 20’sinin üniversite eğitimine devam edebildiği düşünüldüğünde, 12 yıllık zorunlu eğitimin sonunda nüfusun büyük bir çoğunluğu yükseköğretime devam edemediği görülüyor. Bu sebeple 12 yıllık zorunlu eğitim sürecinde maker ruhuna sahip, yaşam boyu ve bağımsız öğrenme anlayışına sahip bireyler yetiştirmeye ihtiyacımız var. 2017 Eylül ayında uygulamaya başlanan yeni ‘3-8 Fen Bilimleri Dersi Öğretim Programı’ kapsamında ‘Fen, Mühendislik ve Girişimcilik Uygulamaları’ ile öğrencilerin olaylara disiplinlerarası bir bakış açısıyla öğrendikleri bilgi ve becerileri kullanarak ürün oluşturmaları ve bu ürünlere katma değer kazandırma konusunda stratejiler geliştirmeleri amaçlanıyor.

Soluk Alabilen Eğitim Ortamları Oluşturulmalı

Özellikle küçük yaşlarda öğrencilere fen, mühendislik ve girişimcilik uygulamalarının deneyimlendirilmesi oldukça önemli. Yaparak-yaşayarak öğrenilebilen etkili bir süreç ortaya konulduğunda bu süreci bireylerin deneyimlemesi sağlanabilir. Örneğin, tasarım-odaklı düşünme yaklaşımıyla birey(ler) gerçek hayat odaklı karmaşık bir problem üzerinde çalışırken üst düzey beceriler elde edebilir. Bu süreçte bireylere sadece problem çözme becerisi ile birlikte, problemi anlama ve ihtiyacı tanımlama becerisi de kazandırılmalı. Belli bir ihtiyaca cevap veren bir üretimin yapılması ürünün pazar payı bulması açısından avantaj sağlayacaktır. Özellikle iş dünyasına baktığımızda yıkıcı inovasyonların çoğu (örneğin iPhone, Bitcoin, Airbnb, Alibaba) problem veya ihtiyacın iyi tanımlanması sonucunda hayata geçirildiği görülüyor. Ayrıca 21’inci yüzyılın bireylerden beklediği; karmaşık problem çözme, eleştirel düşünme, yaratıcılık, birlikte çalışma ve uyum, bilişsel esneklik, hizmet odaklılık, inovasyon, üretkenlik, girişimcilik ve zaman yönetimi gibi beceriler de bu süreçte kazandırılabilir. Endüstri 4.0 çağında inovasyon ekosisteminde soluk alabilen eğitim ortamlarının oluşturulması ve bu ekosistem içerisinde tüm paydaşlara rol verilmesi inovasyona dayalı girişimcilik ekosistemini güçlendirecektir.

Tasarımlar Ürüne Dönüştürülmeli

Öğrenciler, tasarımlarını ürüne dönüştürmeleri ve prototip üretmeleri için desteklenmeli. Örneğin (son sınıf) mesleki ve teknik Anadolu lisesi öğrencilerine tasarımlarının prototip üretimi için finansal destek sağlanabilir. Düşük maliyetli 3D (3 boyutlu) yazıcılar gibi teknolojilerin yaygınlaşmasıyla prototip üretimi kısmen daha kolaylaşmıştır. Ülkemizde herkesin 3D yazıcı alması mümkün olmadığından 3D yazıcılardan baskı alınması daha erişilebilir ve ekonomik hale getirilebilir. Örneğin, fotokopi makineleri gibi 3D yazıcılardan da kırtasiyelerde, üniversitelerde, bilim merkezlerinde ve alışveriş merkezlerinde makul ücretler karşılığında baskı alınabilir olmalı.

Her Yaştan İnsanın Fikrini Hayata Geçireceği Ortamlar Gerekiyor

İnformal öğrenme ortamları, örneğin bilim merkezleri ve STEM & Maker festivallerinin, bilimin eğlenceli bir şekilde toplumun her kesimine yaygınlaştırılması ve makerların ürünlerini birbirleriyle ve toplumla paylaşmaları açısından önemli. Bilim ve hayat boyu öğrenme merkezlerinin makerspace (maker atölyeleri) tarzında tasarlanarak her yaştan bireyin fikrini hayata geçirebileceği ve prototip üretebileceği ortamlar olarak tasarlanması yeni makerların doğmasına vesile olacaktır. Aileler, çocuklarının bu ortamlarda daha fazla vakit geçirmesi için fırsat sağlamalı ve mümkünse çocuklarını gönderdikleri okullardan bu tür özgür makerspace ortamlarının oluşturulması için önayak olmalı.

Oluşturulan bu ‘makerspace’lerde maker veliler ürünlerini paylaşabilecekleri gibi öğrenciler için farklı atölyeler de düzenleyebilirler. Örneğin, elektrik ve elektronik mühendisi bir veli ‘lehim yapma atölyesi’ yapabileceği gibi marangoz ‘ahşap tasarım atölyesi’, cam ustası ‘cam tasarım atölyesi’, aşçı ‘çikolata yapma atölyesi’ veya bilgisayar mühendisi ‘kodlama atölyesi’ düzenleyebilir. Öğrenci, öğretmen ve veliler tarafından geliştirilen ürünler yıl sonunda okulda düzenlenecek maker festivalinde paylaşılabilir. Öğrenci, öğretmen, veli ve sanayi işbirliğiyle şekillenmiş makerspace ortamları keşfetme, öğrenme, üretme, paylaşma ve değer yaratma ekosistemini daha eğlenceli hale getirecek ve zamanla daha da büyüyen bir maker dalgası oluşturacaktır.

Zaman Çocuk Ruhuna Sahip Birey Olma zamanı

Atlas Okyanusu’nu uçakla tek başına geçen ilk kadın pilot olan Amelia Mary Earhart’ın, “Bir şeyi yapmanın en etkili yolu, onu yapmaktır” sözü maker kültürünü oldukça iyi özetliyor. Çocukların doğasında olan bir şeyleri parçalarına ayırma ve bir şeyleri yapma (sanayide bu yaklaşım tersine mühendislik olarak tanımlanıyor) mutluluğu büyüdüklerinde, “öyle şeyleri pek yapamam” tarzında pasif bir ruha dönüşebiliyor. Çocuklara büyüdüklerinde de maker olarak kalma gücü ve şansı vermeliyiz. Bilim kurgu yazarı Ursula K. Le Guin’in ifade ettiği gibi, “Yaratıcı yetişkin hayatta kalmış bir çocuktur.” Zaman çocuk ruhuna sahip birey olma zamanı, zaman maker olma zamanı. Hadi sen de üret!

Prof. Dr. Gültekin ÇAKMAKÇI Kimdir?

İlkokul, ortaokul ve lise eğitimini Kars’ta bitiren Gültekin Çakmakcı, lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nde tamamladıktan sonra yaklaşık bir yıl Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda Mühendis Teğmen olarak görev yaptı. Yüksek lisans (York Üniversitesi) ve doktora eğitimini (Leeds Üniversitesi) İngiltere’de Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bursuyla bilim eğitimi alanında tamamladı. TÜBİTAK post doktora araştırma bursuyla 2011-2012 yıllarında Stanford Üniversitesi’nde bilim eğitimi alanında çalışmalarını yürüttü. Prof. Çakmakcı, ‘Hacettepe Üniversitesi STEM & Maker Laboratuvarı’ başkanı, ‘Turkish STEM Alliance’ direktörü ve ‘Public Communication of Science and Technology (PCST)’ derneğinin yönetim kurulu üyesidir.

Hürriyet

profile image

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen festivalin zenginliği ise üniversite-milli eğitim-sanayi-yerel yönetim ve toplumun daha fazla bir güç birliği içerisinde olmasıydı. Bu birlikteliği sağlayabilmek için Hacettepe STEM & Maker Lab olarak dört yıldan beri gayret ettiklerini belirten Prof. Dr. Gültekin Çakmakcı, bu vesileyle destek olan herkese teşekkürlerini iletti.

Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Yılmaz, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, ANFA Genel Müdürü Orhan Kaya, MEB Bakan Danışmanları Doç. Dr. Mustafa Hilmi Çolakoğlu, Dr. Adem Çilek ve Murat Bağcı ve MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mete Kızılkaya katılımları ile gerçekleştirilen festivale 53 farklı ilden 40 binden fazla kişi katıldı.

Hacettepe Üniversitesi rektörü Prof. A. Haluk Özen, "bir araştırma üniversitesi olan Hacettepe Üniversitesi olarak (1) kaliteli eğitim ve (2) araştırmada lider olmanın yanında (3) topluma katkı ve bilim-toplum iletişimi alanında da çok önemli girişimlere öncülük etmekten büyük onur duymaktayız. Bundan sonra da bu tür etkili bilim-toplum projelerine öncülük etmeye devam edeceğiz” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı ANFA Genel Müdürü Orhan Kaya ise “Türkiye’nin ilk bilim merkezi olan Feza Gürsey Bilim merkezinin bu kadar büyük ölçekte bir festivalde çocukları ve gençleri bilim ve teknoloji ile buluşturarak Türk sanayisi tarafından geliştirilen ürünlerin tanıtılmasına platform sağlamaktan gurur duyduk” dedi.

Feza Gürsey Bilim merkezi müdürü Ramazan Can'da bilim iletişimi konusunda bu tarz çok önemli projeler yaptıklarını ve ilerleyen günlerde çocuklar için ücretsiz olarak "robotik", "kodlama", "mekatronik", "üç boyutlu yazıcılar", "maker", "mikrobiyoloji" ve "ahşap tasarım" atölyelerini her hafta yapacaklarını ifade ettiler.

OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, “milli ve yerli teknolojiye ihtiyacımız var. Endüstri 4.0 ekosisteminde rekabet edebilmek için bu teknolojiyi ülkemizde üretmemiz gerektiğini” belirtti.

STEM & Makers Fest/Expo başkanı Prof. Dr. Gültekin Çakmakcı, şimdiye kadar bu festivali Ankara, Kocaeli, Mersin, Antalya ve Konya’da düzenlediklerini ve fonlama bulmaları durumunda bu festivali Türkiye’nin dört bir yanında düzenleyebileceklerini ifade etti. Bu festivali ilerleyen aylarda Malatya ve Adıyaman illerinde düzenlemek için planlama yaptıklarını belirttiler.

Bilim İletişimi